Nazım Hikmet'siz 57 yıl! Nazım Hikmet kimdir? eserleri, hayatı - Mersin'de Bugün

29 Eylül 2020 - 00:30

Nazım Hikmet’siz 57 yıl!

Türk şair ve yazar Nazım Hikmet 20 Ocak 1902’de (asıl tarih 20 Kasım 1901) Selanik’te doğdu, 3 Haziran 1963’te bundan tam 57 yıl önce Moskova’da vefat etti.

Nazım Hikmet’siz 57 yıl!
Son Güncelleme :

03 Haziran 2020 - 1:22

0 okunma

Türk şair ve yazar Nazım Hikmet 20 Ocak 1902’de (asıl tarih 20 Kasım 1901) Selanik’te doğdu, 3 Haziran 1963’te bundan tam 57 yıl önce Moskova’da vefat etti.

“Romantik komünist” ve “romantik devrimci” olarak tanımlanan Nazım Hikmet, siyasi düşünceleri nedeniyle defalarca kez tutuklanmış, yetişkin yaşamının önemli bir kısmını hapiste ya da sürgünde geçirmiştir. Şiirleri 50’den fazla dile çevrilirken eserleri sayısız ödül almıştır.

Dedesi Nazım Paşa, valiliklerde bulunmuş özgürlükçü ve şairliğe yatkın bir kişiydi. Mithat Paşanın yakın arkadaşıydı. Babası Hikmet Bey ise Mekteb-i Sultani (bugünkü Galatasaray Lisesi) mezunu, ticaret ile uğraşmış sonrası Dışişlerine bağlanmış bir memurdu.

Nâzım Hikmet 1917’de girdiği Heybeliada Bahriye Mektebi’ni 1919’da bitirip Hamidiye kruvazörüne stajyer güverte subayı olarak atandı. Son sınıftayken geçirdiği zatülcenp hastalığı tekrarlanınca iki ay süren bir tedavi dönemi sonrası iki ay evde dinlenme izni verildi.

Bu sürede toparlanamadığı görülünce 17 Mayıs 1920’de Sağlık kurulu raporuyla askerlikten çürüğe çıkarıldı.

Nazım Hikmet ve Milli Mücadele Dönemi

19 yaşındayken 1921 yılı Ocak ayında arkadaşı Vala Nureddin ile Milli Mücadele’ye katılmak üzere Anadolu’ya geçti. Cepheye gönderilmeyince Bolu’da bir süre öğretmenlik yapıp Eylül 1921’de Batum üzerinden Moskova‘ya giderek Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi’nde siyasal bilimler ve iktisat okudu. Moskova’da Bolşevik ihtilalini gördü, komünizm ile tanıştı. 1924 yılında yayınlanan ilk şiir kitabı 28 Kanunisani Moskova’da sahnelendi.

Moskova’da geçirdiği 3 yıllık sürede Rus fütüristleri ve konstrükivistlerinden esinlenerek klasik biçimden ayrılarak yeni bir biçim geliştirmeye başladı.

1924’te Türkiye’ye dönerek Aydınlık Dergisi‘nde çalışmaya başladı. Dergide yayınlanan şiir ve yazılarından dolayı 15 yıl hapsi istenince bir yıl sonra tekrar Sovyetler Birliği’ne gitti. 1928’de Af Kanunu’ndan yararlandı ve ülkeye döndü ancak tekrar tutuklandı. Serbest kaldıktan sonr Resimli Ay dergisinde çalışmaya başladı.

1929 yılında İstanbul’da basılan 835 Satır isimli şiir kitabı ile Edebiyat dünyasında geniş yankı uyandırmayı başardı.

Nazım Hikmet’in şiir ve yazıları nedeniyle yargılandığı davalar

  • 1925 Ankara İstiklâl Mahkemesi Davası
  • 1927-1928 İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası
  • 1928 Rize Ağır Ceza Mahkemesi Davası
  • 1928 Ankara Ağır Ceza Mahkemesi Davası
  • 1931 İstanbul İkinci Asliye Ceza Mahkemesi Davası
  • 1933 İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası
  • 1933 İstanbul Üçüncü Asliye Ceza Mahkemesi Davası
  • 1933-1934 Bursa Ağır Ceza Mahkemesi Davası
  • 1936-1937 İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası
  • 1938 Harp Okulu Komutanlığı Askerî Mahkemesi Davası
  • 1938 Donanma Komutanlığı Askerî Mahkemesi Davası

1933 ve 1937 yıllarında örgütsel faaliyetleri gerekçe gösterilerek yeniden tutuklandı. 1938’de bu kez “orduyu ve donanmayı isyana teşvik” suçlamasıylatutuklandı ve yargılandığı davada 28 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

İstanbul, Ankara, Çankırı ve Bursa cezaevlerinde 12 sene hapis yattı. 14 Temmuz 1950’de çıkan Genel Af Yasası’nda yararlanarak 15 Temmuz’da serbest kaldı.

Tekrar Moskova’ya gitti!

Yasal olarak yükümlülüğü olmamasına rağmen askere çağrılınca, öldürüleceği endişesiyle 17 Haziran 1951’de İstanbul’dan ayrılarak Moskova’ya gitti.

25 Haziran 1951 tarihinde Bakanlar Kurulu kararıyla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarıldı.

Nazım Hikmet’in Moskova günleri

Sovyetler Birliği’nde Moskova yakınlarındaki yazarlar köyünde ve daha sonra da eşi Vera Tulyakova (Hikmet) ile Moskova’da yaşadı. Bu yıllarda, Bulgaristan, Macaristan, Fransa, Küba, Mısır gibi birçok ülke dolaştı buralarda konferanslar düzenledi, savaş ve emperyalizm karşıtı eylemlere katıldı. Budapeşte Radyosu, Bizim Radyo gibi programlar yaptı.

3 Haziran 1963 sabahı saat 06:30’da gazetesini almak üzere ikinci kattaki dairesinden apartman kapısına yürüdüğü sırada, tam gazetesine uzanırken geçirdiği kalp krizi sonucunda hayatını kaybetti.

Hüküm giyerek hapis yatmaya başladığı 1938 yılından 1968 yılına kadar eserleri Türkiye’de yasaklandı. Eserleri 1965’ten itibaren çeşitli basımlarla yayımlanmaya başladı.

Nazım Hikmet’in yeniden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması

2009 yılının 5 Ocak Günü “Nâzım Hikmet Ran’ın Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkartılmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararının yürürlükten kaldırılmasına ilişkin önerge” Bakanlar Kurulu’nda imzaya açıldı. Öneri oylanarak kabul edildi.

Bakanlar Kurulu’nun 5 Ocak 2009 tarihinde aldığı bu karar, 10 Ocak 2009 tarihinde Resmî Gazete’de yayınlandı ve Nâzım Hikmet Ran, 58 yıl sonra yeniden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı oldu.

Kaynaklar: tr.wikipedia.org

Nazım Hikmet şiirlerinden alıntılar

ANLAYAMADILAR

Biz ince bel, ela göz, sütun bacak için sevmedik güzelim
Gümbür gümbür bir yürek diledik kavgamızda
Ateşin yanında barut, barutun yanında ateş olasın diye!.. .
Rakı sofralarında söylenip, acı tütün çiğnercesine sevdik
ANLAYAMADILAR…”

AŞK MÖNÜSÜ

“Sen sabahlar ve şafaklar kadar güzelsin
Sen ülkemin yaz geceleri gibisin
Saadetten haber getiren atlı kapını çaldığında
Beni unutma
Ah! saklı gülüm
Sen hem zor hem güzelsin
Şiirlerimin ılıklığında açılmalısın
Sana burada veriyorum hayata ayrılan buseyi
Sen memleketim kadar güzelsin
Ve güzel kal”

GÖZLERİNE BAKARKEN

“Gözlerine bakarken,
güneşli bir toprak kokusu vuruyor başıma.
bir buğday tarlasında, ekinlerin içinde,
kayboluyorum…
Yeşil pırıltılarla uçsuz bucaksız bir uçurum,
Durup dinlenmeden değişen ebedi madde gibi gözlerin:

sırrını her gün bir parça veren.
fakat hiç bir zaman;
büsbütün teslim olmayacak olan…”

HERKES GİBİ

Gönlümle baş başa düşündüm demin;
Artık bir sihirsiz nefes gibisin.
Şimdi ta içinde bomboş kalbimin
Akisleri sönen bir ses gibisin

Mâziye karışıp sevda yeminim,
Bir anda unuttum seni, eminim
Kalbimde kalbine yok bile kinim
Bence artık sen de herkes gibisin.”

HOŞ GELDİN KADINIM

“Hoş geldin kadınım benim hoş geldin
ayağını bastın odama
kırk yıllık beton, çayır çimen şimdi
güldün,
güller açıldı penceremin demirlerinde
ağladın,
avuçlarıma döküldü inciler
gönlüm gibi zengin
hürriyet gibi aydınlık oldu odam..

Hoş geldin kadınım benim hoş geldin.”

Kaynaklar: leblebitozu.com

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.